Driv3r

İşte yine yapımcının kendini seriyi devam ettirmek zorunda gördüğü bir oyunla birlikteyiz. Driver 3’ten bahsediyorum tabi ki.
2000 yılında çıkan ilk oyunu bomba gibi patlamıştı ve bir çok oyuncuyu ekrana bağlamıştı.O zamanların oyun teknolijisine göre çok iyi bir oyundu.Oyun tarzı, oynanış ve konu olarak oyun sektöründe yeni çığır açtığı gibi grafiksel anlamda da büyük yenilikler sunmuştu.
2000 yılından bu zamana 5 yıl geçti.Bu zaman dilimi arasına Driver 2 adında sadece adı oyun olan bir oyun karıştı ama onu pas geçiyorum.Bu geçen zamanda oyun kendini çok özletti ve çıkarken kop oturup hop kalkmamıza neden oldu.Neyse ki 18 Mart günü oyun piyasaya çıktı ve tüm merak edilen sorular cevabını buldu.
Oyunun hikaye moduna girdiğimiz de ise başlayan intro ile ağzımızın suları oturduğumuz zemini kaplamaya başlıyor ve işte hayatımızın oyunu bu diyorduk. O intro İstanbul’da geçiyordu. Tanner İstanbul sokaklarında Türk polisiyle omuz omuza Neo’yu aratmayan bir amca ile çarpışırken vuruluyordu. Derhal devlet hastahanesinde yoğun bakıma alınan Tanner’i kurtarmak için Türk hekimleri yoğun çaba harcıyordu ama o da nesiydi? Doktorlar Türkçe konuşuyordu! Kurşunun karın bölgesinden girip ağır tahribat yaptığını söylüyorlardı. Ve Tanner kurtarılamıyordu. Ardından 6 ay öncesine dönüş yapılıp oyun  başlıyordu.
Oyun Amerikanın Miami kentinde başlıyor.Miami’de start alan oyun, Nice’den sonra da İstanbul’a uzanıyor. Tanner yine işinde oldukça başarılı ve sürüş yetenekleriyle parmak ısırtan bir polis.
Oyunda ilk önce oynanabilirlik kapasitesini ölçelim.Yeterince hızlı araç kullanmak, kendi canımızdan olmadan, düşmanları öldürebilmek için keskin bir nişan kabiliyeti ve bu iki özelliği birleştirmemiz gereken zamanlama.Bu 3 hareketi yapabilmemiz için gerekli oynanabilirlik oyunda yok.
Derine inildikçe oyun elimizde kalmaya devam ediyor. Kendimi, şu ara geçişler ve introlar kadar uğraşacağınıza oyun için daha çok uğraşsaydınız keşke demekten alamıyorum bir türlü. Hem introda hem de bölümlerde araya giren demolarda gerek grafik, gerek ses bakımından ortaya çıkan sonuç harika. Ama oyun içinde ise bu performans çok düşük.
Grafik olarak oyunda inanılmaz hatalar mevcut. Arabaların içinden geçen insanlar, direklerin içinden geçen arabalar bu hatalara birkaç örnek. Ayrıca çizim uzaklığının en son seviyeye alınmasına rağmen az uzaktaki binaların bile iyice dibine girmeden tam detaylı olarak görüntülenmemesi gibi, önünüze aniden bir aracın çıkması da kaçınılmaz oluyor. Yahut da arkamızda kalan bir nesne az ilerleyince aniden yok oluyor. Bu gibi hataların yapılması gerçekten bu oyuna yakışmayacak cinsten.
Seslere gelince, genel olarak sesler kulak tırmalayıcı değil. Özellikle adrenalin durumuna göre değişen müzikler hoş. Karakterlerin sesleri de yeteri kadar iyi. Açıkçası ses konusunda oyunda bir sıkıntı görmüyorum ama ah o grafikler, ah o efektler… Keşke üzerlerine biraz daha çalışsalardı, keşke daha geç çıksaydı ama daha iyi çıksaydı. Driver’ın prestiji bu hatalarla gerçekten çok büyük bir şekilde sarsıldı.
Şunu sölemeliyimki iyi bir sisteme sahip olmayan arkadaşlar bu oyunun yanından bile geçmesin.Eğer alırsanızda beklediğiniz Driver oyununu bulamıycaksınız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s